bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort escort escort istanbul şişli escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort sakarya escort diyarbakır escort sakarya escort
porno izle porno porn izle porno seks türbanlı porno

Kış Mevsiminde Yayla Safarisi

Emin BAYRAM

Emin BAYRAM

E-Posta :

Çocukluk ve gençlik yıllarında yaz aylarının büyük bir kısmını yaylada geçirmiş, hatta kuzu ve koyun çobanlığı yapmış, yayla tutkunluğu ile bilinen birisi olarak yazın yeşili ile ön plana çıkan yaylaların kışın ne halde olduğunu hep merak etmişimdir. Kışın köyden yayla tarafına her bakışımda görünen yerlerden daha çok görünmeyen yerlerin karlı halini düşünür, o meçhule yolculuk yapmayı arzu ederdim. Kendi kendime neden olmasın bir gün derdim. Bu fırsatı ilk kez, aşağıda ayrıntısıyla anlatacağım hadiseyle bin dokuz yüz doksan dokuz senesinde yakaladım.

       Sene bin dokuz yüz doksan dokuz,  bu yazıyı yazdığım tarihten on yedi yıl beş gün önce, Aralık ayının yirmi dokuzu, bir vesileyle köyde bulunuyordum. Birkaç ahbabımla güneşli ve güzel bir kış günü çilekli buruna doğru gezmeye gitmiştik. Çilekli burunun dönemeçte ateş yakıp nefis bir çay içtik, etrafı seyrederek muhabbet ettik. Yükseklerde kar görünmesine rağmen çilekli buruna kadar kara hiç ayak basmadık.  Bir ara ayaklarım kara bassın istedim ve baba yadigârı kuş tüfeğini yanıma alarak arkadaşlardan ayrılıp yol boyu geziye çıktım. İlk kar yığınına çilekli burunu geçtikten sonraki oyrakta bastım, yol boyu devam edip gürgenin olduğu yere vardım. Issız olmasına rağmen birazda baba yadigârına güvenerek sarıdaşı da geçip dereye ulaştım. Aslında ıssızlıktan yol boyu tedirgin olmuyor değildim. Yaylaların kışını görme merakım korkarak da olsa beni buraya kadar getirmişti. Tüfeğin içine bir mermi koyarak rastgele havaya ateş ettim. Aslında namluya sürdüğüm benim korkumdan başka bir şey değildi. Attığım merminin verdiği güvenle bir süre daha orada kaldım. Cesaret ve cesaretsizlik arasında kendi iç dünyamda git gel yaşarken aklıma bir an çilekli buruna geldiğimiz ekiple yaylaya gitme fikri geldi. Çilekli buruna geri dönerek arkadaşlara bu fikrimi anlattım. Anlattıklarım onlarında aklına yatmıştı. Akşamleyin eve dönüp çok teferruatlı olmasa da bir hazırlık yaptıktan sonra ertesi gün ben, abim Harun, amcaoğlu Sinan, aligado Feyyaz, sabah namazından sonra gece saat dörtte yola koyulup yaylanın kışın ki halini görmek için yola çıktık. İstikamet Depelan yaylasıydı. Yanımıza yiyecek erzak yanında güvenlik amacıyla üç tane tüfek aldık. Bir önceki gün olduğu gibi dere yoldan devam edip çilekli burunun oyizine aştık ve dereye vardığımızda mola verdik.  Buraya gelinceye kadar çok az karla karşılaştık ancak buradan sonra kar miktarı artmaya başladı. Güneşli bir gündü sırayla öne geçip yol açarak yılmazın kahvesi yana geldik. İkinci molayı burada verip öğlen yemeğini muhteşem orman manzarası eşliğinde kar üstünde yedik. Karnımızı doyurup,  dinlendikten sonra yola devam edip Depelan altındaki yanığa kadar gittik. Obuzdan yukarı vurup, yer yer ormana girip, kestirmeden uzun alan düzlüğüne çıktık ve tekrar mola verdik. Biraz dinlendikten sonra muhiti iyi bilen Feyyaz ve Sinan’ın önderliğinde kestirme yollardan çoğunlukla karın az olduğu yerlerden orman içini takip ederek Depelan yaylasının aşağısında çimene çıktık. Çimene çıkana kadar yer yer bir buçuk metre kar olan yerlerden geçtik. Önümüzde yaylada o gece ikamet edeceğimiz Feyyazların evi ile bizim aramızda yaklaşık bir buçuk kilometre yol kalmıştı. Tam yaylaya çıktığımızı düşünürken büyük bir süprizle karşılaştık. Rüzgâr. Öyle bir rüzgâra denk geldik ki bakacak başından aldığını kayabaşı tarafına savuruyordu.  Zaten yorgunluktan üfleseniz yere düşecek olan bizler bakacak mevkiinden esen rüzgârdan dolayı adım atamıyorduk. Bundan sonra kimimiz yere eğilip hedef küçülterek, kimimiz çapraz yürüyüşlerle zigzag çizerek yol almaya çalıştık. Hiç unutmuyorum amcaoğlu Sinan rüzgâra karşı çaprazlama biraz yürümüştü. Geri döndüğünde yürümeye mecali olmayan Sinan’ı bana doğru bir çocuğun ana-babasına koşması gibi koşarken gördüm. Rüzgârın Sinan’ı önüne kattığını anlayıp önüne durup tuttum yoksa Sinan eski bir palan gibi soluğu olukayağında alacaktı. Zorda olsa rüzgâr engelini aştıktan sonra Feyyazların evine geldik. O gün yolculuğumuz toplam on saat sürmüştü. Akşam olmasına tam iki saat kalmıştı. Eve girdikten sonra odun kesip kuzineyi yaktık üzerimizdeki ıslak kıyafetleri değiştirerek yemek hazırlığına başladık. Kış ve soğuk olduğu için sular donmuş olduğundan haliyle musluktan su akmıyordu, su tedariki için gotbaşın İsmail’in su deposunu üstten açtık ve ihtiyacımız olan suyu depodan aldık. Akşam yemeğini yiyip dinlendikten sonra dışardaki rüzgârın savurduğu sac tenekelerinin tangırtısı eşliğinde koyu bir sohbete daldık. Yatakları serdiğimizde gece saat bir olmuştu. O sırada bir teneke sesiyle hepimiz irkildik. Abim Harun bu ses için “Uşak rüzgâr bir evin üstünü attı herhalde” diye yorum yapmıştı. O gece guzinenin sıcağıyla yatakta uyuyup iyi bir yorgunluk attık. Sabah kalktığımızda ilk olarak karşımızda duran karla kaplı dağları evin penceresinden seyrettik. Sabah kahvaltısından sonra obaya çıkıp öğlene kadar etrafı gezdik. Sansımıza çok nefis bir hava vardı, hava manzarayla birleşince biz önceki günün yorgunluğunu atmıştık. O gün öğleden sonra bir önceki gün geldiğimiz yolu takip ederek köye doğru yola koyulduk. Dönüşte iki süprizle karşılaştık. Kendilerini görmesek de iki farklı yaban hayvanına ait iz. İlk gördüğümüz kurt iziydi. Tek bir kurt bizi geldiğimiz gün ormanın bitiminden itibaren Feyyazların evinin önüne kadar takip etmişti. Gelirken bu iz yoktu. İkinci sürpriz ise bir ayı izine rast gelmemizdi. Ayı bizi çilekli burunun önündeki fidannamadan çıkıp yılmazın kahvesi yanına kadar takip etmiş. Bir gün önce gelirken bu izde yoktu. Her anı böyle sürpriz ve ilginçliklerle dolu iki gün bir de geceyi yayla sevdasıyla geçirip köye dönmüştük. 

       Eskilerin takvimine göre karakış ayına denk gelen yayla yolculuğumuz bizim için bulunmaz bir macera ve deneyim olmuştu. Daha önce hiç kimsenin yapmadığı ve aklından bile geçirmediği bir hayali gerçekleştirmiştik. Yaylaların hem kış hem de yazını görmüş biri olarak bana fikrimi sorarsanız kış manzarasının daha güzel ve görülmeye değer olduğunu söylerim. Bu ilk geziden sonra yaylaya gitmek iki kez daha bana nasip oldu. Nasip olursa tekrar gitmek isterim ve sizlere de tavsiye ederim. Gidin, görün, sizde bana hak vereceksiniz!

        Sağlıcakla kalın, yaylasız kalmayın!


İzlenme: 939
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR