bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort escort escort istanbul şişli escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort sakarya escort diyarbakır escort sakarya escort
porno izle porno porn izle porno seks türbanlı porno

Geçmişin Zaman Tünelinde Yolculuk

Emin BAYRAM

Emin BAYRAM

E-Posta :

     İnsanların yaşları ilerlese dahi bir türlü unutamadıkları, hafızalarında sürekli canlı tuttukları, geçmiş yıllarını hatırlatan, bir çok olay vardır. Benimde yaşımın ilerlemesine rağmen unutamadığım, hatırladıkça geçen onca zamana rağmen beni hala güldüren ve bazen de hüzünlendiren bir takım olaylar oldu. Bunların ekserisi kişisel yaşantıdan ziyade bizim köyün geçmişini anlatan hadiseler. Bu yazıyı yazarken iki şeyi amaçlamıştım: Birincisi o yılları yaşamış insanları, köy halkını ve özellikle birlikte okuduğum arkadaşlarımı zaman tünelinde yolculuk yaptırarak o günlere götürmek. İkinci amacım da köyün o yıllardaki yaşamı ile bugünkü yaşamı arasındaki farkı insanlara hatırlatmak.      
    
    Şimdi anlatmaya çalışacağım olaylar ve yaşantılar 1980 ile 1990 yılları arasına, Ben,  Abim Alaattin, Amcaoğlu Ali, Gadigil’in Erhan, Üsingil’in Ahmet, Güllügil’in Murat, Gadun’un Memed’in Murat ve İbramgil’in Gülali’den oluşan öğrencilerin ortaokul ve lise yıllarına ait. On bir yaşından itibaren sabahın karanlığında kar kış demeden yola koyulan, akşam eve dönüş yolunda dizden altı calpağu içinde yürümekten sırılsıklam olan öğrencilerin yılları. Bizim altı yıl boyunca Doğankent Lisesi’ne gidip geldiğimiz bu yıllarda köyde telefon bile yoktu, televizyon ise sadece kahvelerde izlenir, köye ulaşım yegâne vasıta olan Kasapgilin beyaz Ford'u ile sağlanırdı.
    
     Çok iyi hatırlıyorum bir defasında köye öyle bir kar yağmıştı ki dere yoldan yolu yarıp okula gitmemiz mümkün olmadı, üzerimize taş yuvarlanma riski de bizim için ayrı bir sıkıntıydı. Sabahın alaca karanlığında köyün kahvesinin önünde toplanıp kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra ulaşım zorluğunu ve riski en aza indirmek düşüncesiyle grup halinde eski patika yoldan Belen Mahallesine yöneldik. Göğüs hizamızdaki karı yara yara önce Belen’e vardık, oradan da yer yer yuvarlanarak, yer yer koşarak, bazı yerlerde bahçe arasından yol alarak okula vardık. Vardık ki bir de ne görelim, okul tatil olmuş bizim ise haberimiz yok. O sabah ki çektiğimiz zahmet boşa gitmişti hiç unutmuyorum.
    
    Deregözü insanları ve öğrencileri olarak bizim hayatımızda önemli bir yeri olan şeyde Kasapgilin beyaz Ford'u idi. Köyün tek vasıtası dolayısıyla da bizim yol yürümemek için tek şansımız. Taraflı tarafsız o yılları yaşayan kişilere sorsanız üzerinizde o yıllarda en çok neyin hakkı vardır diye öncelikle beyaz Ford'u söyleyecektir. Bütün köylü Harşıt durağında beyaz Ford’a binerdik, Kendilik Boğazı’ndan itibaren yolcular bir bir dökülmeye başlardı. Uyanık geçinenlerin ve cebinde parası olmayanların bir kısmı usulca arkadan iner geri kalan yolu yürüyerek gelirdi. Ne de olsa yolun zor kısmı oraya gelinceye kadar aşılmış olurdu. Bu yolculuklarda araba Deregözüne ulaştığında yolcular en az üçte bir oranında eksilirdi. Bir böyle iki böyle derken arabanın navlun toplama işinden sorumlu rahmetli Kasapgilin İhsan Amca sonraki yolculuklarda, dökülmenin başladığı Kendilik Boğazında, aracın şoför mahallinden gizlice inip kamyonun kasasının üstüne çıkar, kaçaklar dökülmeden yol parasını toplamaya çalışırdı. İhsan Amca bunu yapmakta haklıydı, araç su değil mazot yakıyordu. Yeri gelmişken şunu da belirteyim İhsan Amca sert mizaçlı bir insandı. Ondan korkardık fakat elini cebine atıp boş çıkaran, boyun büküp param yok diyen bir yolcuya kötü bir söz söylediğine şahit olmadım. İhsan amca böyle de yufka yürekli bir insandı. Allah kendisine gani gani rahmet etsin.
     
    Bir başka geçmişimiz kendilikteki futbol müsabakaları. Eskiler çok iyi hatırlar kendilikteki Kasapgilin tarlası bizim tek futbol sahamızdı, oraya fındık bahçesi dikilene kadar da uzun bir süre öyle oldu. İstisnasız, öğlenci olduğumuz her gün evden erken çıkar kendilikte bir futbol maçı yapmadan okula gitmezdik. Hele bir defasında öyle bir maça tutuştuk ki yenilen güreşçi güreşe doymazmış misali uzatma üstüne uzatma oynadık. Maçı bitirdiğimizde dersin başlamasına yirmi beş dakika kalmıştı. Maçı bitirir bitirmez bıraktığı yerden kitap ve defterini  alan herkes derse yetişmek için tabana kuvvet beş bin metre maraton koşusuna başladık.
     Bir diğer anekdotta domruk almaya giden kamyonda yaşananlar. Günlerden sıcak bir yaz günüydü, santralın arkasında, henüz belen ve deregözü öğrencileri birbirinden ayrılmamışken, domruğa giden Fahrigil'in Hüseyin'in kamyonuna rastladık. Arabaya binmek için el ettik fakat bizi almadı. Biz de hep birden arkadan asılmak için arabaya hücum ettik. Pratik olan ve iyi koşanlar tırmanıp üstüne çıktı. Üste çıkmakta zorlananları ise önce çıkanlar elinden tutup yukarı çekiyordu. Bu işe soyunanlar Güllügilin Murat ile Gadunun Memedin Murat idi. Bu ikili bir süre sonra geride kalanlara oyun yapmaya başladı. Hiç unutmuyorum İzzetgilin Osman'a yaptıklarını. Osman arabaya asıldıktan sonra Murat ikilisi yardım amacıyla elini uzatıp kasa seviyesine kadar Osman'ı çıkarıp bırakıyorlardı. Yere düşen Osman tekrar koşup arabaya asılıyordu. Murat ikilisi tutup tekrar bırakıyorlardı. Bu hadise Osman arabanın üstüne çıkana kadar iki üç kez tekrarlandı.         
 
     
    Bu anlattıklarım o dönemde yaşananlardan benim şahit olduklarım. Benim hatırlamadığım ya da tanık olmadığım niceleri vardır. Deregözü öğrencileri olarak unutulmaz günlerimiz oldu. Bu yazının devamını kendi tanıklıkları ve hatırladıkları çerçevesinde arkadaşlarım getirebilir.
     Hepsini saygıyla selamlıyorum.


İzlenme: 1050
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR