bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort escort escort istanbul şişli escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort sakarya escort diyarbakır escort sakarya escort
porno izle porno porn izle porno seks türbanlı porno

Mehmet Kahrıman'ın Kısacık Hayatının Hüzünlü Hikayesi

Adnan YAZICI

Adnan YAZICI

E-Posta : adnan_yaz@hotmail.com

 Her kişinin ayrı bir hayat hikâyesi vardır. Kâh acılı, kâh duygusal, kâh coşkulu… Onları dinleyince ya da okuyunca hüzünlenebildiğimiz gibi güldüğümüz de olmuştur. Bizim yazımıza konu olan Şehit Mehmet Kahraman’ın hikâyesi ise tertemiz bir kalbin hüzünlü hikâyesi aslında…

Gencecik yaşta bu dünyadan ayrılan Mehmet Kahrıman Süttaşı Mahallesi’ne tepeden bakan Çukurköy’ün zirvesinde, etrafın temaşa edilebileceği bir katlı ahşap mistik bir evde tarihler 1976 yılını gösterdiğinde dünyaya geldi. Kalabalık bir ailenin en küçük erkek çocuğuydu o. Daha doğrusu bir anne ve baba için son erkek evlat çocuğu. Babası Adiloğullarından Fazlı Kahrıman, annesi ise Kuzan Köyü’nden gelin olarak gelen Zehra Kahrıman’dır. (Rahmetli oldu)

İlkokulu Süttaşı İlkokulunda, ortaokul ve liseyi Doğankent Lisesinde tamamlandı. Ortaokul ve liseye giderken her gün yaklaşık 6 km’lik yolu yürüyerek okuluna ulaştı. Okuma azmi çoktu içinde. Dersleri de gayet başarılıydı. En büyük heveslerinden biri üniversiteyi kazanarak güzel bir bölüm okumak ve geleceğini kurtarmaktı. Ancak liseden sonra üniversite arzusu çok istemesine rağmen bir türlü gerçekleşemedi. Bu durum onu çok üzmüştü. İçinde uhde oluştu. Çok kafaya takmıştı. Ancak hayatın diğer bir yüzü vardı ve devam ediyordu.

Bölgemizde iş imkânlarının kısıtlı olması nedeniyle hayata başlamak, çalışmak için akrabalarının yoğun bir şekilde akın ettiği İstanbul’a gitmeyi düşündü ve kafasına koydu. Ancak babası ve annesi evin son erkek çocuğu olduğu için onu gözlerinin önünden ayırmak istemiyorlardı. “Oğlum sen burada kal. Arazime, bahçemize, yerimize, yurdumuza bakarsın” ifadelerini sıkça duyuyordu. Anne ve babasını kıramadı. Öyle yapmaya çalıştı. Bir de ailesi onu tam olarak yanlarına bağlamak için köyden evlendirmek istiyorlardı. Zaman zaman gösterilen ve sayıları birkaçı bulan kızların hiçbirini beğenmedi. Tam o sıralarda Doğankent Belediyesinin su şebekesinin yenilenmesi ve yeni hatlardan su alınması ile ilgili çalışması başladı. İhaleyi alan firma bünyesinde Mahallemizdeki çalışmalara o da katıldı. Kanal kazılması işinde görev aldı. Kısa sürede o kadar maharetli işler çıkardı ki bu durum herkesin dikkatini çekmeye başladı. Etrafta “sucu” olarak anılır oldu. Bazı arkadaşlarını da kendi yanında işe aldı. Dağ taş demeden birçok yeri kazarak su borularını içine yerleştirdiler. Ancak bir süre sonra iş tamamlandı. Boşta kalmayı pek sevmiyordu. Yeniden babasının, annesinin yanına giderek İstanbul’a gitmek istediğini söyledi. Gönüllü olmasa da anne baba çocuğunun geleceği için ona izin vermek zorunda kaldı.

İstanbul’a gittiğinde daha bıyıkları yeni terlemişti. Gencecikti. Ağabeyi İsmail Kahrıman (rahmetli oldu) İstanbul’da İSTOÇ’ta çalıştığı için onun yanına gitti. Burada araba satış yerinde güvenlik görevlisi olarak bir süre çalıştı. Bir süre ise bir tekstil firmasında kendisine iş buldu. Ancak bu firmada çalışırken kalbini bir kıza kaptırdı. Afyonlu olan bu kız onun hayallerini süslemeye başladı. İlk önce “merhaba” ile başlayan muhabbet bir süre sonra aşka dönüştü. Bu durumu kızın ailesine haber vermek istediler. Hatta bu durum bir şekilde onların kulaklarına ulaştırıldı. Ancak gelen duyumlar kızın anne ve babasının uzak diyarlara kız vermelerinin mümkün gözükmediği yönündeydi.

Halisane niyetini koruyan Mehmet, ağabeyi Salih’i ve ablası Hatun’u Afyon’a gönderdi. Kızı ailesinden Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle istediler. Fakat aile kızlarını uzaklara veremeyeceklerini söylediler. Üniversiteyi kazanamamasının üzüntüsünden sonra bu haber de Mehmet’i çok üzmüştü. Kızı kaçırmak istedi. Ancak kızın yaşının tutmaması nedeniyle yasal suç işleyeceğini bildiğinden bu tutumundan vaz geçmek zorunda kaldı.

Mehmet’i üzen diğer bir olay ise genç yaşta saçlarını kaybetmesi oldu. Daha henüz evlenmeden saçların dökülmesi de neyin nesiydi. Ancak bir süre sonra buna da alışmak durumunda kaldı.

Askere gitmeyi düşündü. Askeri gidip gelirse kızın yaşı da o sürede dolar ve sevdiğine kavuşabilirdi. 1999 yılında acemi eğitimi için piyade sınıfına mensup olarak öncelikle Kayseri’ye, oradaki birlikler dolu olunca Amasya’daki birliğine sevk edildi. 18 aylık bir süreç böylece başlamış oldu. Zaman yavaş ama bir o kadar da hızlı geçiyordu. Yavaş geçiyordu çünkü kızı düşünüyordu. Hızlı geçiyordu çünkü zamanı durdurmak mümkün değildi. Nihayet acemi eğitimi sona ermişti; ardından usta birliği için Ankara’ya gitti. Ankara’da Türkiye’nin kalbindeki Çankaya’da Kara Harp Okulunda güvenlikten sorumlu olarak vatani hizmetine başlamıştı. Bir süre sonra piyade çavuş oldu. Kendisi koyu bir Galatasaray taraftarı idi ve maçları hiç kaçırmaz televizyondan izlerdi; eğer izleyemeyecek olursa mutlaka radyodan dinlerdi. Sivil hayatta iken de sarı kırmızılı tespihini elinden eksik etmezdi. Askerliğinin bitimine üç ay gibi bir süre kalmıştı ve takvim yaprakları 19 Haziran 2000’i gösteriyordu. O gün nöbet görevini tamamlayarak ve Galatasaray’ın maçını da izleyerek akşam 23.00 sularında yatakhanesine gitmek üzere hazırlanmıştı. Karnının biraz aç olduğunu düşünerek eskiden beri çok sevdiği yoğurttan bir kâse yiyerek yatmak için ranzanın yolunu tuttu. Ranzaya uzanarak yorgunluğun verdiği hal ile hemen uykuya daldı ama ne dalış. Bu uyku aslında onun ebedi uykusu oldu. Bir daha uyanamadı. Sabah 20 Haziran 2000 yılı takvimlerdeki yerini çoktan almıştı. Cansız bedeni sabah “koğuş kalk” içtimasında ortaya çıktı. Herkes kalkmış bir o kalkamamıştı. Oda arkadaşları bu hazin durumu fark edince hepsinin yüzleri buz kesmişti. Hemen komutanlarına haber verdiler. Evet Mehmet çoktan ebedi âleme intikal etmiş, bedi benzi solmuş, vücudu soğumuştu. Askeri usulle hemen otopsi için Adli Tıp Kurumuna gönderildi. İsmi Mehmet’ti. İsmi ile müsemma olarak Mehmetçik iken, Peygamber ocağındayken Hakkına kavuştu.

Acıklı haber memleketteki annesi ve babası ile kardeşlerine verildi. İstanbul’dakiler de hemen haberi aldılar. Asıl dram bundan sonra başladı. Anne ve baba Mehmet’in aniden böyle aralarından gidişinin acılı şokunu yaşıyorlardı. Hemen Ankara’nın yolunu tuttular. Ağlamalar, bağrışmalar Ankara semalarında duyulmaya başlamıştı. Adli Tıp Kurumu ise Mehmet’in ölüm nedeni için gerekli incelemeleri tamamlamıştı. Otopsi raporunda: “Akciğerin kalbi sıkıştırması sonucu vefat etti” şeklindeydi. Ankara’da askeri tören düzenlendi.

Üzgün, acılı ailenin elinden artık bir şey gelmiyordu. Cenazesi Ankara’dan hareketle komutanlarının eşliğindeki konvoyla Süttaşı Mahallesine getirildi. Mahallede cenaze merasimi düzenlendi. Kılınan namazın ardından na’şı Çukurköy’de doğup büyüdüğü evlerinin hemen yanındaki Türlük Düzü Mezarlığına defnedildi. Mezarının başına Türk Bayrağı dikildi. Bayrak şimdilerde zaman zaman yıpranmaya bağlı olarak yenilenmektedir.

İşin esası aslında Mehmet’in içine doğmuştu. Mehmet maneviyatı çok yüksek bir kişiliğe sahipti. Sakin yapılı ve düşünceli idi. Beş vakit namazını geçirmezdi. Genç yaşta namaz ehli olmuştu. Kesinlikle bağırıp çağırmaz, sesli gülmezdi. Zaman zaman annesine şehitlik mertebesinden bahseder ve şehit olmak istediğini söylerdi. Bir defasında annesi bu duruma kızarak; “oğlum bu nasıl cümle böyle” diye ona kızmıştı. Farkına varmasa da içine doğmuştu belki de.

24 yıllık kısacık hayatından geriye saf, temiz, çalışkan, dürüst ama bir o kadar da hüzünlü bir hikâye bıraktı. Ailesi yıllarca onun acısıyla hemhal oldu. Onun hayatı kısaydı belki ama gönlü çoktan dağları, taşları aşmıştı. Velhasıl güzel bir insandı Mehmet. İnsanlığın ahlaki değerlerini en üst seviyede üzerinde barındıran güzel bir insan. Allah rahmetiyle muamele eylesin. Mekânı cennet olsun…
(Not: Yazı kaleme alınırken ağabeyi Salih Kahrıman ve ablası Hatice Günay ile röportaj yapılmıştır.)
         


İzlenme: 1128
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR